|
TÜRKÇE ŞİİRLER
ÇIKARIN SIRTIMDAN BU ADAMLARI
Gazabım özüme ar gelir benim
Ben dağım, zirveme kar gelir benim
Adamlar sırtıma ar gelir benim
Çıkartın sırtımdan bu adamları
Bilenler olanı danışmaz bana
Karışır güya ki karışmaz bana
Bence bu adamlar yaraşmaz bana
Çıkartın sırtımdan bu adamları
Dilleri uzundur amma kardılar
İnsanlık önünde bir hasardılar
Bunlar çok pahalı adamlardılar
Çıkartın sırtımdan bu adamları
Ne susmak, ne dinmek isteyirem ben
Ahıma ısınmak isteyirem ben
Özümü giyinmek isteyirem ben
Çıkartın sırtımdan bu adamları
Kısmet A.(Kum Saati, Azeri Edebiyatı)
ALTAY BURAGAN
(KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ)
ADIM KIBRIS
Adım Kıbrıs, soyadım Yeşilada.
Uzanırım Akdeniz'in engin koynuna,
Açarım yelkenlerimi esen tatlı rüzgara.
Beşparmak ellerimi uzatmışım
Sonsuz maviye,
Yağmur duasındayım.
Adım Kıbrıs, ufacık bir adayım
Gelirim tarih denen sonsuz başlangıçtan.
Karanlık, uzun koridorlarında bu gelişin
Kah ağlamışım, kah gülmüşüm,
Yedi kez ölmüş, gömülmüşüm.
Adım Kıbrıs, kaç yaşındayım bilen yok
Nice uygarlıklar yaşadım, sayan yok.
Her yeni çağ beni
Yükseltti bir basamak daha
Başım eriyor Senthilaryon'a.
Adım Kıbrıs, Akdeniz çocuğuyum
Yazın iyice bronzlaşırım
Yakıcı sıcağında Mesarya'nın,
Özlemini duyarım, onlarca yıl boyunca
Islık sesinin, gökkuşağının.
Adım Kıbrıs, barışı arıyorum.
Önce taştı, sopaydı silahlarım
Uçan kartallardı
Gökyüzünün fatihi.
Top oldu, tank oldu dayanağım
Şimdi adı barış güvercinidir
Süzülen,
Beşparmaklardan
Mesarya Ovası'na.
Adım Kıbrıs, portakal çiçeğiyim
Salarım kokularımı,
Bir uçtan bir ucuma.
Bademim, bazen beyaz çiçekli
İri zeytin danesiyim
Yuvarlanırken Kantara eteklerinden.
Köpük köpük Akdeniz'im
Koşarken kıyılarına,
Bazen de bir Sarhoş Zeybeği'yim
Çıkınca oyun alanına.
Bu bölüme, kendi belirlediginiz konuyla ilgili bir yazı girin.
|
|
|
|
|
Bu şiir, Türkiyenin Kurtuluş Savaşına atfen, Büyük Şair Mağcan Cumabay tarafından Kazakistan'da yazılmıştır."
UZAKTAKİ KARDEŞİME
Uzakta ağır azap çeken kardeşim!
Solmuş lâleler gibi kuruyan kardeşim
Etrafını sarmış düşman ortasında
Göl gibi gözyaşı döken kardeşim!
Önünü ağır kaygı örtmüş kardeşim!
Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim!
Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman
Diri diri derini soymuş kardeşim!
Ey pirim! Değil miydi Altın Altay
Anamız bizim? Bizlerse birer tay,
Bağrında yürümedik mi serâzat
Yüzümüz değil miydi ışık saçan ay?
Alaca altın aşık atışmadık mı?
Tepişip bir döşekte yatışmadık mı?
Anamız olan Altay'ın ak sütünden
Beraber emip, beraber tadışmadık mı?
Akmadı mı bizim için dupduru bulak,
Şarıldayıp şarıl şarıl dağdan inerek,
Hazırdı uçan kuş, kopan yel gibi
Dilesek bir bir atlar, tıpkı burak!
Altay'ın altın günü nazlanarak
Gelende, sen pars gibi bir er olarak,
Akdeniz, Karadeniz ötelerine
Kardeşim, gittin beni bırakarak!
Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam,
Uçsam diye davransam bir türlü uçamam,
Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı;
Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan?
Kurşunlar genç yüreğime saplandı,
Günahsız taze kanım su gibi aktı,
Kansız kalıp, kuruyup bayıldım,
Karanlık hapse sıkıca kapattı.
Görmüyorum gece gezdiğimiz ovayı,
Gündüz güneşi, gece gümüş nurlu ayı,
Nazlı nazlı ipek kundaklara sarmalayıp
Bizi büyüten altın anam Altay'ı!
Ey pirim! Ayrıldık mı ulu bütünden?
Dağılıp yılmayan yağan oklardan
Türk'ün pars gibi yüreği varken
Korkak kul mu olduk düşmandan sinen.
Kudretli olmak isteyen Türk'ün canı
Gerçekten hasta mı, bitti mi hali?
Yürekteki ateş söndü mü, kurudu mu?
Damarında kaynayan atalar kanı?
Kardeşim! Sen o yanda, ben bu yanda
Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza
Lâyık mı kul olup durmak? gel gidelim
Altay'a atadan miras Altın tahta.
Mağcan CUMABAY
|
|
|
|